Şövalyeler Adası Rodos

19:11 Unknown 0 Comments

Rodos, Yunan adaları içinde yüzölçümü açısından en büyük dördüncü ada. On İki Adalar’ın da en büyüğü ve merkezi. Nüfusu 115 bin civarında. Antik çağlardan başlayan köklü bir tarihe sahip. Vakti zamanında dünyanın yedi harikasından biri olan Rodos Heykeli’ne ev sahipliği yapmış.

Şimdi öncelikle bu heykelle yani Güneş Tanrısı Helios ile ilgili bilgi vermek istiyorum.
Tanrıların Tanrısı Zeus Titanları yener ve zaferinin ardında dünyayı Tanrıların arasında paylaşmak ister. Nasıl olduysa, Güneş Tanrısı Helios bu paylaşımı kaçırır ve payını alamaz.Zeus'un yeniden paylaşım yapma teklifini reddeden Helios, yeni bir teklifle gelir ve gün doğarken ortaya çıkan ilk yerin kendisinin olmasını ister.Ertesi gün olur, sabahın ilk ışıkların ile Rodos tüm güzelliği ile Helios'u kendine hayran bırakır ve Helios çok beğendiği bu güzel adayı tüm ışığı ile sahiplenir.Rodos'un bir adının Güneş Adası olması da buradan gelir.
 Güneş Tanrısı Helios'un, denizler Tanrısı Poseidon'un güzeller güzeli kızı Rhodos'a aşık olması ve onunla evlenmesi ile başlıyor.Rhodos; sarışın,deniz gözlü be çok güzel bir su perisi, Helios  Rhodos'u o kadar çok sever ve okadar çok kıskanır ki sonunda onu bir adaya çevirir. İşte Rodos adasının güzel bir kadın olarak tasvir edilmesinin sebebi de bu mite dayanır.

Şimdi ise gelelim Rodos'un tarihine;
Tarihte her dönemin en kudretli hükümdarları Rodos’u fethetmek istemiştir.  Romalılar, Saint John Şövalyeleri, Osmanlılar ve İtalyanlar bu adada birçok kültürel ve tarihi miraslarını bırakmışlardır.
14. ve 15. Yüzyıllarda St John Şövalyeleri, diğer adıyla Rodos/Malta Şövalyeleri ada mimarisinde en önemli izleri bırakmışlardır. Yüksek surlarla çevrili Eski Kent (Old Town), Rodos Şövalyeleri tarafından inşa edilmiştir ve bu bölge UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ndedir.
1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman´ın ordusuna yenik düşen Rodos, yaklaşık 400 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. Bu süre içinde birçok cami, imaret, mektep, medrese ve yol yapılmıştır. Bunlardan günümüze kalanlar 11 camii (ki bunlardan sadece Kanuni Sultan Süleyman Camii, İbrahim Paşa Camii faaldir), 18 mescit, 12 çeşme, 3 hamam, Sultan Süleyman İmareti, Saat Kulesi, Fethi Paşa Rüştiyesi, Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi gibi yapıtlardır.
1912'de ise Rodos İtalyan egemenliğine geçiyor. Yunanistan'a katılması ise 1947'yi buluyor. Dolayısıyla 1923'te yapılan mübadeleden Rodos'ta yaşayan Müslümanlar etkilenmiyor ve Türkiye'ye taşınmıyorlar. Adada hala yaşayan Türk nüfus olması da bu duruma bağlı.
Adanın en büyük yerleşim merkezi Rodos şehri. Onun dışında Lindos da adanın güney doğusunda önemli bir şehir.

Şimdide Biraz Rodos'u Gezelim.

Rodos Limanına geldiğinizde karşınıza ilk sahil boyunca uzanan kale surları ve arkasında görünen cami minareleri oluyor.

 Rodos merkezde “old town” denilen “eski şehir” veya “kale içi” olarak bahsedeceğim bölge en önemli nokta. Ortaçağ kokan, surlar ile çevrili bölgedeki canlı sokaklarda taş binalar, şirin hediyelik eşyacılar, restoranlar, barlar ve hatta camiler bile var.


 
Rodos'ta tarihi kalıntılar 





















       Hipokrat Meydanı 

Sokrates Caddesi


Yolda tanıştığımız şövalye yanında eşim ve arkada gördüğünüz
"Büyük Üstadlar Sarayı" yani "Grand Master's Palace"

 Kalenin içinde yer alan saray, kenti yöneten 19 büyük üstadın toplandığı, ayrıca bir saldırı durumunda halkın sığınmak amacıyla kullandığı bir yapıdır.Sarayda antik ve ortaçağ Rodos medeniyetine ait eserler sergileniyor.

 Büyük Üstadlar Sarayı'nı gezelim görelim


"Büyük Üstadlar Sarayı" yani "Grand Master's Palace"
 





 Sarayın dar koridorları

Sarayda bulunan ve mutaka görülmesi gereken yerler; Helenistik eserler bulunan Orta Avlu, ünlü Medusa mozaiğinin bulunduğu Medusa Salonu ve Şövalyelerin giriş yaptıkları Ana Kapı olabilir.
         Medusa Mozaiği

Zemini tek tek döşenmiş Şövalyeler Sokağı 

Burası da sanırım sarayın arka bahçesi oluyor =)

Rodos’ta ibadete açık olan tek cami İbrahim Paşa Camisi’dir. 1540 yıllarında Sultan Süleyman adına inşa edilmiştir. Hipokrat Meydanı’ndan sadece 3 dakika uzaklıktadır.
 Pargalı İbrahim Paşa Camii



  İbrahim Paşa Camii Şadırvanı


Sokrates Sokağı’nın sonunda, gül pembesi duvarları ve dikkat çeken minaresiyle Kanuni Sultan Süleyman Camisi bulunur. Osmanlı hakimiyetini simgeleyen camii 1523’te yapılmıştır ve Rodos’un en görkemli camisidir. Süleymaniye Camisi, günün belirli saatlerinde müze olarak ziyaretçilere açıktır.Kanuni Sultan Süleyman Camisi ayrıca Süleymaniye Camii olarak da bilinmektedir.

Kanuni Sultan Süleyman Camii (Süleymaniye Camii)

  Rodos’ta bu camii herkes maalesef ki yanlış biliyor. Eski Şehrin alışveriş merkezinde Sokrtates Caddesi üzerinde bulunan Mehmet Ağa Camii adanın özel ve karakteristik yapıtlarından biridir. 1819 yılında Hacı Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır.


 Mehmet Ağa Camii

 Süleymaniye Camii’nin karşısında bulunan Fethi Paşa Kütüphanesi de Osmanlı’dan kalan en değerli eserlerden biridir. 1794 yılında kurulmuş olan Osmanlı kitaplığı 15. ve 16. yüzyıldan kalma nadir el yazması Kuran-ı Kerim ile Araplara ve Perslere ait yazmalar bulunur.  Kütüphanenin giriş bölümünde, Kanuni Sultan Süleyman’ın, Atatürk ve kütüphaneyi yaptıran Osmanlı vezirlerinden Fethi Paşa’nın portreleri bulunmaktadır. Ayrıca, bu kütüphanede ilk fizik, cebir ve astroloji kitapları yer almaktadır.
 Fethi Paşa Kütüphane Girişi

Kütüphane'nin içi

Güneş Tanrısı Helios'u simgeleyen  32 metrelik meşhur Rodos Heykeli bu geyiklerin bulunduğu yere ayaklarını bastığına inanılıyor. M.Ö 304 yılında yapılmış bu heykelin M.Ö 225’te bir deprem sonucu yıkıldığı söyleniyor.Hatta uzun süreler onarılamamış daha sonrada Arapların Suriyelilere sattığı söylenmektedir.
Günümüzde ise bir zamanlar Mandraki Limanının girişinde bulunan bu dev heykelin ayaklarının bastığı düşünülen sütunlarda şu an "Elefos" ve "Elafina" isimli iki geyik heykeli bulunmaktadır. 

"Elefos" ve "Elafina" isimli iki geyik heykelinin bulunduğu yer

Güneş Tanrısı Helios'u simgeleyen heykel

Ve bizimde Rodos Turumuz burada biter.Yazımın başında belirtmemişim biz adaya Gemi Turu ile geldiğimiz için adayı ayrıntılı olarak gezemedik bu yüzden adanın asıl güzel yerlerini vaktimiz olmadığı için gezemedik. Eğer bir gün tekrar gidersem adanın diğer taraflarını da gezip görüp sizlere aktaracağım. 










You Might Also Like

0 yorum: